Türkiye Süper Ligi Nereye Gidiyor?

mustafa-hoca

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Milli ara bitti ve özlediğimiz, beklediğimiz futbol günlerine döndük. Döndük dönmesine ama kafalarda bin bir çeşit tilkiler ile! Öncelikle şunu çok ama çok net söyleyeyim; İnsanlar futbola AÇ! O kadar açlar ki, televizyon başında, sağ köşesinde “CANLI” yazan her maçı birkaç dakika dahi olsa izleyip, devamını merak ederlerse izlemeyi sürdürür haldeler. O kadar açlar ki, halı sahaların kenarından geçerken, içeriden gelen sesler yüksek ise merak edip şöyle birkaç dakika izleyecek kadar. O kadar açlar ki kendi takımlarının şampiyon olup olmaması değil de, oynanan futbolun güzelliğine göre izlemek istekleriyle açlar.

Kısacası dostlar; İnsanlar futbol izlemeye açlar ve futbol istiyorlar. Şöyle ki ülkemizde oynana şeyin adı futbol değildi ta ki Jorge Jesus gelene kadar! Hep söyledik ama dinletemedik. Bu ülkede oynana şey futbol değil! Kendini yere atma, hakem aldatma, tribünlere oynama, tahrik, dakika çalma, numara yapma, süreyi eritme vs vs vs. Aklınıza ne geliyorsa oydu ki nitekim avrupaya giden takımlarımız tokatlar yiyerek dönüş yapa yapa yapa avrupaya giden sayımız ortada! Bu sezon ise Jorge Jesus’un gelişi ve Emre Belözoğlu’nun da teknik direktörlük becerisinin üstüne koyması ile seyir zevki en yüksek 2 takım Fenerbahçe ve Başakşehir oldu diyebiliriz. Skorlara bakarak ya da rakibin kalite durumuna bakmadan ise Beşiktaş ve Konyaspor’un da tehlikeli takımlar olduğu ve maçlarının izlenebilir olduğu fikirleri yaygın olsa da en yüksek kanaat Fenerbahçe ve Başakşehir üzerine idi.

Bugün bir derbi maçı var ve maç oynanamadan önce şunu hatırlatmak isterim, geçtiğimiz yazılarımdan hatırlayacağınız üzere Fenerbahçe’nin Alanyaspor ve Beşiktaş’a karşı arka arkaya 2 galibiyet almasının, 3+3 puandan yani 6 puandan çok çok fazla olduğunu belirtmiştim. Hatta bu puanın 11 belki 14 puan gibi olacağını söylemiştim. Şimdi düz bir matematik ile hesaplayalım; Beşiktaş geçen hafta berabere kalarak 2 puan yitirdi ve Fenerbahçe kazanıp 3 puanı cebine koydu yani aldığı esas puan 5! Dünkü Ads-Gs maçından çıkan beraberlik ile hem Gs hem de Ads’nin kaybettiği 2’şer puanı da eklersen 4 daha gelince etti 9! Fenerbahçe daha maça çıkmadan 9 puan kazanmış oldu. Bugünkü maçı kazanır ise 9+3 puandan 12 oluyor ancak Bjk’nin kaybettiği 3 puanı da eklersek 15 puana yükselecek! Yani 2 haftada matematiksel olarak 6 puan alan Fenerbahçe aslında 15 puan almış olacak.

Ben şahsen derbiye ilişkin tahmin yürütmem ama sadece şunu söyleyebilirim “Duran Toplar Skoru Belirleyebilir” hatta üstüne basa basa, altını çize çize belirtiyorum ki duran toplar maçın kaderini belirleyecektir. Tabii ki her 2 takımda da hızlı ve skorer kanatlar, forvetler mevcut. Kanat beklerinin katkısı ve orta saha mücadelesi kora kor olacak ama ben nedense bu maça ilişkin olarak duran toplar üzerine yoğunlaşıyorum. İçimden bir ses ise Lincoln Henrique ve İrfan Can Kahveci’nin eğer sakin kalırlar ve Jesus’un planına sadık hareket ederlerse, maça damga vuracakları görüşündeyim.

Şimdi güzel güzel futbol konuşuyorken nereden çıktı derbi tahmini diyeceksiniz de biz konumuza dönelim öyleyse. Bugünkü maçın sonucu ve skoruna göre yarından itibaren yine ülkede beklenen futbol günleri olacak. Avrupa’da dolu dizgin giden Başakşehir takımı ve Fenerbahçe yine mercek altına alınacak. Ama bahsetmek istediğim asıl olay şu ki, Fenerbahçe’nin kazanması durumunda Valerian İsmail’in geleceği çok ciddi tehlikeye girecek belki de yollar ayrılacak. Öte yandan Galatasaray teknik direktörü Okan Buruk için geçen haftalarda söylediğim yorumun hala ve hala arkasındayım ve bunu rakamlar da destekliyor ki “O kadro bu kadar kısır oynatılmaz!”. Okan Buruk inceden inceden kendi kuyusunu kazıyor, haberi yok bence? Üstüne bir de Icardi olayı eklenir ise…

Bir de hakem olayları var ki hiç konuşmak istemediğim bir durum. Mesela dün Kayserispor ile Trabzonspor arasında bir müsabaka oynandı ve inanın kaç şut çekildi, kaç isabet var falan hiç bakmadım. Varsa yoksa tartışmalı penaltı pozisyonu ve Var’ın çağırması sonrası verilen karar. Nitekim eski hakem ve yorumcuların görüşlerini merak edip baktığımda ise inanılmaz şekilde tamamının bu pozisyonun penaltı olmadığı, öncesinde kesinlikle faul olduğu görüşünde birleşmeleri. Çok tuhaftır ki normalde 1 kişi de olsa çıkar zıddını söyler ve ortamı bozar idi ama kimse penaltı dememiş. Ancak şu bir gerçek ki insanların bu pozisyona penaltı verilmesi hakkındaki görüşleri ise çok uç noktalarda. Ayrıca yanlış bilmiyor isem hakemin tam olarak görüş alanında ve yakın mesafesinde olan bir pozisyona, Var karışmaz diye biliyorum ama sonuç olarak verilen bir penaltı ve kimisine göre kazanılan yanlış bir galibiyet diye noktalayalım. Umarım ligde skorlara ve sonuçlar etki edecek hakem hataları ya da kasıtları yaşanmaz diyerek bu kısmı da kapatalım.

Türkiye Süper Ligi Nereye Gidiyor?
Başlıkta bu cümle yer alıyor ama hiç bahsetmedin, sence nereye gidiyor diyeceksiniz eminim ki. Süper Lig, karar mekanizmasına göre ya hiç olmadığı kadar başarılı bir yere doğru gidiyor ya da hiç olmadığı kadar tam kurtulacakken, daha da bataklığın içine giriyor. Bunun cevabını herkes verecek. Hakemler , PFDK , MHK , Federasyon , Kulüpler, Sporcular ve medya kuruluşları. Ya el birliği ile “Hak edeni” kutlayıp, “Hak edene” değer verecekler ya da “Kayrılanı, kollananı” övüp, yanlşış üstüne yanlışlarda bulunup Türk futbolun bataklığa iyice gömecekler. Jorge Jesus’un, Emre Belözoğlu’nun belki İlhan Palut’un ve belki de çok yetenekli hocaların konuluşulacağı ortam yerine, sunni şampiyonlar ya da kupa galipleri çıkarılıp, Angola’daki canlı yayınlarda dahi ligimizle alay ettirecekler!

Karar kendilerinin! Ama 2002 yılında dünya üçüncüsü olmuş milli takımın Faroe Adaları’na rezil olmasının sebebini de düşünmeleri, şapkayı önlerine koymaları ve acil karar vermeleri lazım! Ya her manasıyla ülke futboluna adalet gelecek ya da kaos daha da kaos olacak ve avrupaya giden takım sayımız da düşecek, milli itibarımız da düşecek, ülke futbolu da düşecek, belki de kısmen de olsa turist gelirleri de düşüşe geçecek…

Bu arada şiddetli ve acil bir şekilde de Milli Takım ve Ümit Milli Takım düzeyinde de değişimler yapılması gerekiyor görüşündeyim! Ya Aykut Kocaman gibi UEFA Avrupa Ligi’nde yarı final oynatmış bir hoca ya da Ünal Karaman gibi gençleri parlatmış tecrübeli ve işine odaklanan kurt bir hoca ya da biri A Milli diğeri Ümit Milli Takım olmak üzere bu iki hocanın göreve getirilmesi gerektiği görüşündeyim! Zira adalet bir yerden başlayacaksa, buralara da temas etmeli bence…

Okuyan herkese teşekkürlerimi sunuyorum…

Saygılarımla, Mustafa Hoca…

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Öne Çıkan Yorumlar

  1. golvar_avatar
    2 ay önce

    Deveye sormuşlar neren eğri. Deve neren doğruki demiş. Türk fulbolunda eğrilik olağan olmuş. Doğru kal FENERBAHÇEM,doğru kal MUSTAFA HOCAM

  2. golvar_avatar
    2 ay önce

    .

  3. golvar_avatar

    Tespitleriniz ve yorumlarınız Türk Futbolunda yaşananlardır, çok güzel bir yazı olmuş, günümüzde adalet anlayışı maalesef rakiplerimizin kollanarak, ittirilip karıştırılarak şampiyon yapılmasıdır.

4 Yorum

  1. golvar_avatar
    2 ay önce

    Güzel toparlamışsın Hocam. Özellikle Milli takım ve futbol kaosuna harfiyen katılıyorum

  2. golvar_avatar
    2 ay önce

    Deveye sormuşlar neren eğri. Deve neren doğruki demiş. Türk fulbolunda eğrilik olağan olmuş. Doğru kal FENERBAHÇEM,doğru kal MUSTAFA HOCAM

  3. golvar_avatar
    2 ay önce

    .

  4. golvar_avatar

    Tespitleriniz ve yorumlarınız Türk Futbolunda yaşananlardır, çok güzel bir yazı olmuş, günümüzde adalet anlayışı maalesef rakiplerimizin kollanarak, ittirilip karıştırılarak şampiyon yapılmasıdır.