SESSİZ DERBİ

furkan

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Ligin en çok gol beklentisi üreten ve en çok gol bulan iki takımının mücadelesi, sezonun ilk İstanbul derbisi beklentilerin oyun anlamında çok çok altında kaldı. Gelin, Beşiktaş & Fenerbahçe derbisine madalyonun iki tarafından da bakalım.

Beşiktaş açısından derbi çokça önemliydi. Son 2 haftada alınan 1 puan, Vodafone Park’ta Başakşehir mağlubiyeti ve İstanbulspor beraberliği Beşiktaş camiasında “Acaba fikstür kolay diye mi iyi oynuyor gözüküyorduk?” cümlesini sıkça dile getirilmeye başlanmış ve Valerien Ismael de tekrar eleştirilmeye başlanmıştı. Sportif Direktör Ceyhun Kazancı, Teknik Direktör Valerien Ismael, Başkan, Yönetim, futbolcular ve camia açısından bir refleks gösterilmesi beklenen ve bir tepki maçı olarak da adlandırılıyordu. Beşiktaş açısından maçın anlamı büyüktü. Milli ara sonrası Fenerbahçe tarafında ise, milli araya mutlu girilen, oynadığı oyunun güçlü olduğu ve 2 farklı 11 ile dahi çok fazla formasyon yapılabildiği bir kadro ile kötü bir Beşiktaş yakalamışken 3 puan ile dönme niyeti vardı. İki kulübün de oynadıkları oyun birbirlerine çokça benziyordu. Press futbolu ve geçiş oyunu. Jorge Jesus ile Fenerbahçe bunu sezon hazırlığından beri çok ciddi şekilde yapabiliyor, pas oyunu mecburiyeti olmadan direkt hücumlarla rakip kaleye giden bir Fenerbahçe ile aynı mantalitedeki bir Beşiktaş’ın mücadelesiydi. Valerien Ismael ekibi de “EPL Temposu” adı altında press ve baskının ön planda olduğu ve Weghorst kullanımı ile kenar oyuncuları ile direkt hücum hedefleyen bir ekipti. Bu mücadelede ya çok gol çıkar ya da birbirlerini kilitlerler gibi iki kılıç vardı ki iki takım da birbirlerini kilitlediler.

Vodafone Arena’da, ilk 45’leri çok iyi oynayan bir Beşiktaş vardı, önde yoğun şiddetle press ile başlıyorlardı maçlara ve Jorge Jesus buna bağlı olarak kendi oyunundan ziyade daha topa hakim, daha sakin, önde press yapmayan bir ekip mantalitesi ile maça çıktı, Valerien Ismael de her zaman yaptığı pressten ziyade daha kontrollü ve topu rakibe bırakan bir Beşiktaş izletti. İlk 45 dakikada, Beşiktaş’ın rakip ceza sahasında topla buluşması 2’idi ve bu da Fenerbahçe’nin rakibinin de mantalitesine karşılık verip onları sindirebildiğini göstermişti. Enner Valencia’nın bireysel olarak bulduğu pozisyonlar dışında pek fazla pozisyonda olmazken devrenin hakimi Fenerbahçe’ydi. 2. Devre başlarken Fenerbahçe vitesi biraz daha arttırıp, rakip kaleye daha yakın oynamak istedi. Stoperdeki yeni tandem 3’lüsü ile de 1 aydır yaptıkları ofsayt tuzağından yine vazgeçmeyip kurguladılar ve Beşiktaş toplamda 7 kez ofsayta düştü. 72. dakikaya kadar Fenerbahçe’nin üstünlüğünde geçen maç, Crespo’nun çıkması ve ligimizin maestrosu Ghezzal’ın girişi ile tamamen Beşiktaş lehine büründü. Ghezzal’ın ayağından 2, Rosier’den de bir kenar ortası ile 3 kez tehlike yaratan (1’i ofsayt) Beşiktaş, bunları golle sonuçlandıramadı. İlk 72 dakika Fenerbahçe’liler kaçan 2 puana üzülürken, son 20 dakikada ise kazanılan 1 puana sevindiler. Milli ara sonrası, önündeki fikstürü çok rahat olan ve bundan sonrası düşünüldüğünde zor bir derbi deplasmanından yenilmeyerek çıkması madalyonun pozitif tarafı kendileri adına. Beşiktaş için ise, son 3 maçta 2 puan olması, ilk isabetli şutunu 92’de atmaları ve bununla beraber ilk 70 dakika neticesinde silik bir oyun oynayıp ortaya refleks koyamamaları da işin negatif yanı oldu.

Milli ara dönüşünde ligin iyi oynadığı düşünülen, 4 takımı -Adana Demir, Galatasaray, Beşiktaş, Fenerbahçe- arasında oynanan 2 maçta hiç gol sesi çıkmaması da seyirci olarak bizleri tatmin etmediği bir gerçek… Özellikle Premier League izledikten sonra Süper Lig izlemek pek hoş olmadı…

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir