18 Mart Çanakkale Zaferi Bir Milletin Yeniden Doğuşu
18/03/2025 00:08 | Son Güncelleme : 22/01/2026 15:34 | Okunma Sayısı : 400 | Golvar
Tarih, sayısız savaşlara, büyük mücadelelere ve kahramanlıklara tanıklık etmiştir. Ancak öyle bir savaş vardır ki, sadece bir milletin kaderini değil, dünya tarihinin seyrini de değiştirmiştir. 18 Mart 1915… Çanakkale’de destan yazan kahramanların, vatanın her bir karış toprağına kanlarıyla mühür vurduğu gün…
Çanakkale, sadece silahların çarpıştığı bir cephe değil, inancın, azmin ve insanüstü mücadelenin simgesi olmuştur. O gün, düşman Çanakkale Boğazı'na demir attığında karşısında tükenmiş, yorgun, yokluk içinde bir millet vardı. Ellerinde belki en modern silahlar yoktu ama yüreklerinde vatan sevgisi, özgürlük aşkı ve iman vardı.
Zorluklarla Yoğrulmuş Bir Destan
Çanakkale Savaşı, yoksulluğun ve imkânsızlıkların, inanç ve cesaretle nasıl aşıldığını gösteren bir ibret vesikasıdır. Bir yanda sayısız savaş gemisi, en modern silahlarla donatılmış düşman ordusu, diğer yanda cepheye yalın ayak, aç ve susuz koşan Mehmetçik…
Düşman, dünyanın en güçlü ordularıyla gelmişti. İngiltere ve Fransa'nın devasa zırhlıları, göğü karartan mermileriyle boğazı geçmeye çalışıyordu. Ama bilmedikleri bir şey vardı: Karşılarında sıradan bir ordu değil, vatanı için canını vermeye ant içmiş bir millet vardı.
Bir avuç Mehmetçik, süngüleriyle ölüm kusan toplara meydan okudu. O gün, et ve kemikten bedenler, çelik zırhlara karşı savaştı. Açlık, susuzluk, soğuk ve hastalıkla boğuşan askerlerimiz, vatan toprağının tek bir karışını bile düşmana vermemek için canlarını feda etti.
Seyit Onbaşı ve 215 Kiloluk Mermi
O günlerden birinde, düşmanın dev zırhlılarından biri olan Ocean, Çanakkale’yi geçmek için sahile ölüm yağdırıyordu. Topçularımızın mühimmatı tükenmiş, umutsuzluk kol gezmeye başlamıştı. İşte tam da o an, bir kahraman çıktı sahneye: Seyit Onbaşı…
Bir insanın kaldırması mümkün olmayan, 215 kiloluk bir mermiyi sırtladı. Kan ter içinde, dualarla, titreyen elleriyle nişan aldı. O tek atış, Ocean’ı vurdu ve savaşın kaderi değişti. O gün Seyit Onbaşı, sadece bir gemiyi değil, düşmanın Çanakkale’yi geçme hayalini de batırdı.
Süngü Hücumu "Ben Size Taarruzu Değil, Ölmeyi Emrediyorum!"
Çanakkale cephesinde en büyük direnişlerden biri Conkbayırı'nda yaşandı. Düşman, sabahın ilk ışıklarıyla hücuma geçti. Cephanesi tükenmiş, yorgunluktan tükenmiş askerlerimizin karşısında, sayıca ve silah bakımından üstün bir düşman vardı. İşte tam o an, Mustafa Kemal’in o tarihi emri geldi
"Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum! Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve başka komutanlar geçebilir!"
Bu emir, ölümün üzerine yürüyen bir milletin haykırışıydı. Mehmetçik, aç, susuz, yorgun ama inanç dolu yürekleriyle süngülerini takıp hücuma geçti. Birer birer şehit düşüyorlardı, ama kimse geri adım atmıyordu. Çünkü geri adım atmak demek, vatanı kaybetmek demekti.
Bir Milletin Yeniden Doğuşu
Çanakkale Zaferi, yalnızca bir askeri başarı değil, bir milletin yeniden doğuşunun müjdecisidir. O gün, Çanakkale'de yalnızca düşman yenilgiye uğramadı; bir milletin bağımsızlık ateşi de yakıldı. Çanakkale'den sağ çıkan gençler, yıllar sonra Kurtuluş Savaşı'nda da aynı ruhla vatanı savundular.
Bugün, şehitlerimizin bizlere bıraktığı bu kutsal mirasa sahip çıkmak, onların kanlarıyla suladığı bu toprakları korumak, en büyük görevimizdir.
Şehitlerimiz, sizleri unutmadık, unutmayacağız!
Ruhunuz şad olsun!
Çanakkale Geçilmez! 🇹🇷
SEVGİ VE SAYGILARIMIZLA
GOLVAR EKİBİ

